18 Mart 2017

Bir son yazamasam da yayınlayacağım

İnsanlar için hayatın pek çok dönemi zorlu olarak tanımlanabilse de ergenliğin en zor olan olduğunu düşünmeden edemiyorum. Elbette ki bunun temel nedeni kendimin ergenlik dönemi içerisinde bulunuyor olmam ve empati becerimin yeterli olmaması, buna bencillik de eklenince farklı bir görüşte olmam beklenilmez.
Ergenliğin zor olduğunun düşünmemin en temel nedeni hiçbir şeyin kesinliğinin olmadığı ilk  geçiş dönemi olması. Hayatın insanlara verdiği rahatlık yavaşça ortadan kaybolmaya başlar, sorumluluklar gerçek anlamda artmaya başlar ve hem fiziksel, hem de duygusal olarak stabil olunması zor bir zaman dilimi yaşanmaya başlar. Çocukluktan sonra ilk defa yaşanmaya başlanan zorluklar insanlarda doğal olarak olumsuz ve öfkeli yansımalar yaratacaktır. Bir insanın ilk defa karşı karşıya olduğu bir zorluk ile yüzleşmeyi denediğinde bunu mükemmelce def etmesini ummak aşırıcadır.

Bu değişikliklerin en kötü yansımasını gören olmasa bile en şiddetli hisseden elbette bireyin kendisidir. Birey alışık olduklarını arkada bırakarak yeni şeyleri denimlemeye başlar ve bu yeni şeyleri deneyimlerden farkında olmadan değişir ve kendine uyum sağlamaya çalışır. Bu uyum süreci sürekli olarak devam eder çünkü ortada sürekli bir değişim vardır. Birey hayata bakış noktasında belli bir stabilizelik bulmadığında kendi varlığında şüphelenmeye başlayıp geniş bir sorgulama içerisine girebilir. Çünkü doğrular ve yanlışlar birden fazladır. Aynı zamanda grilerde. Birey içerisinde hem sağı hem solu, hem pozitifi hem de negatifi barındıran ce bunlardan hangisinin negatif hangisinin pozitif olduğunu seçmek zorunda olandır. (Elbette birey hiçbir şeyi umursamamayı seçerek zaman içerisinde önüne sunulan rastgele olanı kabul de edebilir ve Türk toplumunda günümüzde çoğunluk bu olmuştur.) Peki bunun çıkışı nasıl olmalıdır? Aslında doğru veya yanlışlar yokken, sadece bizim görüşlerimiz ve koşullar varken nasıl ve neden bir yol bulunup seçilmeli?